Ulû-l Elbâb

Ulû-l Elbâb1

Zâtî ilim vehbîdir, ilâhi kelâm ile inzâl olunur cem'i vahdaniyet,
Âyetler, sûreler ve cüzleri ile vücûda bürünür o İlâhi merhâmet. 2

Kitaptan bir kısmı mânâsı açık ve yorum gerektirmeyen muhkem,3
Kalanı da müteşâbih4 ki destûrsuz ardına düşenleri bekler bir elem.

Muhkem âyetlere hem inanmak ve hükümleri ile amel etmek gerek,
Müteşâbih âyetlerle bir hakîkat sırlanır bilinen şeylere benzetilerek.

Müteşâbih âyetlere edeble yaklaşmak gerek, imân etmek vâzife,
Lûtfederse Hakk, hakîkatleri hakkında gönüllerde uyandırır neş'e!

Bu itibârla muhkem âyetlerin muhâtabıdır akl-ı selîm sabihi her nâs,
Müteşâbih âyetlerin muhâtabıysa ilimde rüsûh sâhibi olmuş havvas.

Muhkem âyetlerle ihdâs olunur şerîat, tâbi olana şerri eder def!,
Yağmur suyu nüfûz edebilirse, istiridye içinde oluşur inci ve sedef!

Mülk âleminde vücûd bulan mahlûkatın ardında sırlanan hakîkat,
Melekûtunda izhâr eder mânâsını, anlayan kişi için olur nasîhât!

İrfânî tedrîsât ile zâhirî âlemin ötesinde keşfedilir âlem-i melekût
Dünyâ'ya karşı oruçlu olmayanları engeller nefs denilen ceberût.

Hudûs akılla, kadîm kelâmullahı kuşatma çabası nâ-ehle ızdırâp,
Ehil olanlar hayâl ve vehimden arı akl-ı meâd sâhibi Ulû-l elbâb.

İlâhi kelâm hıfzeder hükmünü etkilenmez ân, mekân ve kişiden,
Kıssâlar ân'ı ve ahvâlini anlatır, misâl değil geçmiş kavimlerden.

Kulluğu akla olanlar vehmeder müteşâbih âyetleri anladıklarını,
Meşâir5 nefsânî melekedir zâhirde bilgi üretir hiç bilmez bâtını.

Beşer diliyle sarf edilen kelime bile mânâya açılsın istenilen bâb,
İlâhi kelâm ardındaki mânâysa akl-ı meâş denen mahlûka girdâp!

  1. 1. Ulû'l Elbâb: Lüb ehli, İlâhi marîfetin doğrudan gönüllerine doğduğu kişiler.
  2. 2. Resmi sıralamaya göre 3. Âl-i İmrân sûresi 7. Âyet: Bismillahirrahmânirrahîm, Hûvelleziy enzele aleykel Kitâbe minhû ayâtun muhkemâtun hünne Ümmül Kitâbi ve uharû müteşabihat* fe emmelleziyne fi kulûbihim zeyğun feyettebiune ma teşâbehe minhübtiğael fitneti vebtiğae te'viylih* ve mâ yâ'lemu te'viylehu illAllahû, ver Râsihune fiyl ılmi yekûlune amennâ bihî küllün min ındi Rabbinâ* ve mâ yezzekkeru illâ ulul elbâb; - Meali: O, Kitab’ı sana inzâl etti... Ondan (O Kitab’tan olan) âyetler muhkemdirler; ki onlar Ümmül’Kitab (Kitab anası/Kitab’ın aslı) dır... Ve diğerleri ise müteşâbihdirler... Amma kalplerinde zey’ (maksattan dönmüşlük, Hakk’dan inhiraf etme, seçememezlik; perde) olanlar, fitne isteyerek ve onun (kendilerine göre) te’vilini arzu ederek ondan (sadece) müteşâbih olanına tâbi olurlar... O’nun te’vilini ancak Allah ve ilim’de rasih (derinleşmiş, tahkik ehli) olanlar bilir... (Bu alimler) şöyle derler: “O’na iman ettik; hepsi Rabbimizin indindendir”... (Bunu) öz (vehimden arı) akıl sahiplerinden başkası tezekkür edemez.
  3. 3. Muhkem: Hüküm içeren
  4. 4. Müteşâbih: Teşbih (bilinen bir gerçekliği bir başka gerçekliğe benzetme) ile anlatım
  5. 5. Meşâir: Duyular