Tenzîh ile Teşbîh'i Cem' Etmek

Tenzîh ile Teşbîh'i Cem' Etmek

Seyr-ü sülûkta nefsine gālebe çalan kişi erse de bir kemâle, yoktur kemâlin hiç sonu,
Beklemekte kendisini cehle karşı bir cihâd, Merâtib-i Tevhîd'dir vuslâta erdirecek onu!

Açık şirk terk eder benlik duvarı yıkılanı, nefsi olmuştur artık gerçek bir müslüman,
Artık bu kemâlinin muhâfazasıyla yükümlü sâlik, idrâki zinde ve kavî olmalı her ân!

İtminâna erip rızâ kazanana içeriden saldırılamaz, kâmil nefs olmaz İblîs'in makarrı,
Vehmini artırıp gizli şirke sevk eden girişimleri bitmez İblîs'in, dışarıdan gelir saldırı.

Mürîdin vehmine karşı cihâdı ilim tâlebiyle başlar ve girer devreye Merâtib-i Tevhîd
İlme-l yakîn zevk edene bile Allāh'ın âsârı, ef'ali, sıfatları ve güzel isimleri müstefîd.

Ledün İlmi'nin ancak başlangıcıdır Merâtib-i Tevhîd, tâlibli kılınır Esrâr-ı İlâhî'ye âşinâ,
Bu ilim Hakk'ın esrârını bildirir ehil olana, beşerin bilgi ve idrâkine konu olmaz aslā.

Tevhîd ilmi bir lûtf-u İlâhî'dir ki sâlikleri kılar "Lâ İlâhe İllallāh" sırrına tanık ve sâdık,
Nefsini ve nefsinin hiylelerini teşhis edebilen insan olur artık bunlara karşı uyanık.

Böyle bir insanın davranışı uygundur eşyânın hüviyetine, mâhiyetine ve tabîatına,
Cümle tezâtı Tevhîd potasında eritebilen erişebilir vahdet zevkine ve kendi Zât'ına.

Halk Eden'in, mahlûkatından ve onların evsâfından müteâl oluşunu tasdiktir tenzîh,
Mükevvenâtta Allāh'ın âsârını, ef'âlini ve sıfatlarını esmâsı aracılığı idrâktir teşbîh.

Kendisine yaklaşmaya yönelik bütün beşerî çabaları boşa çıkarınca Hazret-i Allāh,
Kavrayışı hayâl kırıklığına uğrayan sağduyuya, Gayb olanı tenzîh etmemek günâh!

Bilinmeyen ve bilinemez olan Allāh için beşerin akl-ı meâşı ne dese olur kiyl-u kâl,
Mi'râcı gerçekleşen ârife Allāh'ın bir vediâsıdır bu sır, başkasına ettirilemez intikāl.

Mükevvenât, Hakk'ın tecellîgâhıdır! Hâiz oldukları ilâhî tâbiatları edilemez ki inkâr,
Akıl tenzîhe, vehim teşbîhe meyyâlse de tenzîh ve teşbîhin iki veçhe oluşu âşikâr,

Cenâb-ı Hakk'ı yalnızca akıl yordamıyla tanımaya kalkanlar yaparlar teşbîhsiz tenzîh,
Tâtil ederek akıllarını sâdece vehimlerine teslim olanların ahvâli ise tenzîhsiz teşbîh!

Ehl-i teşbîh için, O'nun âsâr, ef'al ve sıfatlarının Hilkât'inde yansımasıdır sınırlılık,
Yaradan'ı, yaratmış oldukları ile mukāyese etmez ehl-i tenzîh, zâhir olur mutlāklık!

Lûtfedilip hikmet eremedikçe tevhîde, teşbîhle tenzîh arası bir yol tut temkîn üzere,
Zât'ını cümle eksiklerden tenzîh edip, evsâfını teşbîh etmek tevhîddir ehl-i taklîde.

Varlığının izâfiliğini ve kendi zâtının aslî kaynağını, bir kul en azından ilmen bilmeli,
Neyi remzetmekte eşyâ ve bu mevcûdât Allāh'ın hangi güzel isim ve sıfatlarının eseri.

İdrâk edilemez ama bil ki bütün mükevvenâtın aslî hakîkatidir Hakk Teâlâ Hazretleri.
Hâlis kul, eritip tüm zıdlıkları Tevhîd potasında kendi Zât'ının vahdet zevkine erişmeli.

Tevhîd makāmına taklîd ile erilemeyeceğini hemen idrâk edersin Kur'ân'a bir baksan
Kapılıp kibre âsi gelen İblîs, hatâsını bilince Hakk'tan, hâliyle kovulmadı mı huzûrdan!1

Esfel-i Sâfiliyn'e reddolunan Âdem'e de fâş edildi zâhir, idrâk etti bahşedilen vücûdu,
Gömülmeyip bâtına, hatâ ve eksiklikleri nefsinden bilip tövbe edince mağfiret olundu!2

  1. 1. Resmî sıralamaya göre, 7. A’râf Sûresi 16. âyet: Bismillahirrahmânirrahîm, Kâle febimâ ağveyteniy leak'udenne lehüm sıratâkel müstekıym; - Meâli: “Beni sapıttırmana yemin ederim ki, elbette Senin sırât-ı müstakiym’ine onlar için oturacağım (onlara engel olacağım; da vâsıl olamayacaklar)”.
  2. 2. Resmî sıralamaya göre, 7. A’râf Sûresi 23. âyet: Bismillahirrahmânirrahîm, Kâle Rabbenâ zâlemnâ enfüsena ve in lem tağfir lena ve terhamna lenekûnenne minel hasiriyn; - Meâli: Dediler ki: “Rabb'imiz! Zulmettik nefsimize... Eğer bizi mağfiret etmez ve bize rahmet etmez isen, muhakkak ki biz hüsrâna uğrayanlardan oluruz”.