Unutmak İnsana Özgüdür

 

UNUTMAK  İNSANA  ÖZGÜDÜR


Hz. Mûsâ’nın Hızır’ı bulmasında balığın kaybolması aranılan noktaya gelinmiş olduğunun bir işâreti olacaktı. Ama görüyoruz ki iki denizin kavuşum yerine geldikleri hattâ geçtikleri halde bunun farkına varamadılar. Çünkü balığı unuttular veyâ âyetin ifâdesi ile “Balıkları bütünüyle akıllarından çıktı” (Kehf/61). Âyet çok çarpıcı bir şekilde insana özgü iki zayıf yönü ortaya koymaktadır: 1) İnsan unutan veyâ unutmaya eğilimli bir varlıktır; 2) Akıl tek güven kaynağı değildir.
 
 
Kur'ân bir çok âyetinde insanın unutan bir varlık olduğunu dile getirmekte ve bu davranışı  nisyân  kavramıyla vermektedir. Varoluş, tekâmül, Yaratıcı ile ilişki, bireysel ve toplumsal haklarla ilgili bir çok temel prensip, nisyân (unutma) kavramı ile yakın bir beraberlik içindedir. Râğıb el-Isfahânî, nisyânın ya kapasite yetersizliğinden, ya gafletten, yâhut da kasttan kaynaklandığını ve sonuçta insanın, hafızasına emânet edilen şeyi bir kenara bıraktığını söylüyor.
 
 
Yaratıcı Kudret olan Allah, unutmak gibi bir noksanlıktan uzaktır. Kur'ân bu gerçeği şöyle vurgular: “...Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz” (Tâhâ/ 52); “...Rabbin asla unutkan değildir” (Meryem/ 64).  Bunun bir anlamı da insanın, varlık derecesine uygun olarak, unutmaya bulaşacağıdır. Bu  illet, Âdem babamızın tipik özellikleri arasında sayılacak kadar dikkat çekicidir. “Ve gerçek şu ki, biz Âdem’e önceden buyruğumuzu ulaştırmıştık; ne var ki o bunu unuttu; o’nu, yaratılışındaki amaçta azimli ve gayretli bulmadık” (Tâhâ/ 115).
 
 
Nisyânın en tehlikelisi insanın kendi Asl'ını unutmasıdır. İnsanın kendi Asl'ını unutması bir anlamda Allah’ı unutması, Allah’ı unutması da kendi zâtiyetinin idrâkini terketmiş olması, unutmasıdır. Kur’ân bunu kendi üslûp güzelliği ve özelliği içinde verirken şu ifâdeleri kullanır: “Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu” (Tevbe/67). Nisyânın karşıtı ve nisyândan kurtulmanın yolu “zikir”dir ki, o da, hatırda tutmak için anmak demektir. Allah’ı unutmamanın yolu Allah’ı zikretmek yâni anmaktır.
 
 
Kur'ân, son peygamber bağlılarını hem unutmanın doğuracağı bozukluklara karşı uyarmak, hem de onların unutma illetinin sonuçlarından ilâhî bir rahmetle korunduklarını göstermek üzere, bağlılarına şu duayı önerir: “Ey Rabbimiz! Unutur veyâ hata edersek, bizi bundan hesaba çekme” (Bakara/286).
 
 
Âyette Hz. Mûsâ ve arkadaşının “balığı” unutmaları, muhtemelen, insanın sık sık bilgi ve hayatın nihaî kaynağının Allah olduğu gerçeğini unutmasını ifâde eden bir imâ da taşımaktadır. Çünkü balık, irfanî dilde “mutlak bilgi ve ebedî hayatın” sembolüdür. Demek ki iki denizin kavuşum yeri bir anlamda insana unuttuğu veyâ ihmâl ettiği özüne yeniden dönüşünü hatırlatmakta ve “dirilişin/ Hayy oluşun” başlangıç noktasına işâret etmektedir.
 
 
 
 
 

* * *