Bir parçacık balmumu: özel kokusu olan,
Yumuşakça ve sarı, hem kolayca yoğrulan
Bir cisimdir ki sonlu, sınırlı hacma mâlik;
Onu emrâza karşı eczâ da kılmış Hâlik.
İyice cıvıklaşır ısıtırsan sen bunu,
Hacmı artar, aklaşır rengi de enikonu.
Görünüş de değişir değişince tüm a'râz;
Ama, hüviyyet için, bu aslā olmaz maraz.
O, hüviyyeti mahfûz, gene bir balmumudur.
Biraz daha ısıtsan bir sıvı eder südûr.
Buharlaşır, daha çok ısıtsan: sıvı kalmaz.
Buhar hâlinde bile hüviyyet tâdil olmaz.
Buna benzer bir misâl için düşün insanı!
Yaşlansa, hasta olsa ya da azalsa kanı,
Ameliyât da olsa, hattâ taşısa protez,
İnsanlığı değişmez! Elhak, muhkemdir bu tez!
Şu hâlde a'râz ile hüviyyet ayrı şeymiş.
A'râzın gizlediği hüviyyeti kim bilmiş?
Bir şeyin a'râzı çok ama hüviyyeti bir!
Bunu idrâk etmeli olmadan mütekebbir.
Mâdem ki bu a'râzın ardında hüviyyet var,
Ve a'râz perdeleri olmakta sana duvar,
Bir kere de sormalı: "Görünen bu âlemin
Bu nefeste geçen bâzı deyim, kavram ve kelimelerin kısa açıklamaları:
Yumuşakça ve sarı, hem kolayca yoğrulan
Bir cisimdir ki sonlu, sınırlı hacma mâlik;
Onu emrâza karşı eczâ da kılmış Hâlik.
İyice cıvıklaşır ısıtırsan sen bunu,
Hacmı artar, aklaşır rengi de enikonu.
Görünüş de değişir değişince tüm a'râz;
Ama, hüviyyet için, bu aslā olmaz maraz.
O, hüviyyeti mahfûz, gene bir balmumudur.
Biraz daha ısıtsan bir sıvı eder südûr.
Buharlaşır, daha çok ısıtsan: sıvı kalmaz.
Buhar hâlinde bile hüviyyet tâdil olmaz.
Ganiyy-i Muhtefî’nin "A'râz ve Hüviyyet" adını taşıyan bu nefesi sürekli değişenle, hiç değişmeyeni insana farkettirebilmek, bir çokluk âlemi olarak bulunduğumuz/yaşadığımız bu âlemin görünen çeşitli nesnelerinin ardındaki Hakîkati insâna idrâk ettirebilmek, bunu yaparken de insânın Hakîkatine kapı aralamak amacını taşımaktadır. Daha öz bir ifâde ile söylersek; "renkten renge, kalıptan kalıba giren geçici/iğreti Sıfat’ın bâtınındaki Cevher’e" işâret etmektedir.
Daha önce de söylediğimiz gibi mânâ âlemine ait olan gerçekleri fehm ve idrâk edebilmek onları ancak bildiğimiz/gördüğümüz bu âlemin nesnelerine tekābül ettirmek sûretiyle mümkündür. İşte Ganiyy-i Muhtefî’de bu beyitinde "balmumu" örneğini seçmekte ve bize bu nesnenin ısıyla gerçekleşen değişim seyrini anlatarak "A'râz ile Hüviyyet" in ayrı şeyler olduğuna ışık tutmaktadır.
Yaşlansa, hasta olsa ya da azalsa kanı,
Ameliyât da olsa, hattâ taşısa protez,
İnsanlığı değişmez! Elhak, muhkemdir bu tez!
Şu hâlde a'râz ile hüviyyet ayrı şeymiş.
A'râzın gizlediği hüviyyeti kim bilmiş?
Bir şeyin a'râzı çok ama hüviyyeti bir!
Bunu idrâk etmeli olmadan mütekebbir.
Mâdem ki bu a'râzın ardında hüviyyet var,
Ve a'râz perdeleri olmakta sana duvar,
Bir kere de sormalı: "Görünen bu âlemin
Ganiyy-i Muhtefî, bu beyitlerde ise verdiği balmumu örneği ile insânı karşılaştırmamızı istemekte ve insândaki yaşlılık, hastalık sonucu oluşan tüm değişmelerin -hâtta ameliyât olsa da, protez taşısa da- onun insânlığını değiştirmediğini ve bunların hepsinin de a'râzda/zâhirde olduğunu anlatmaktadır. Anlaşılan odur ki, "a'râz ile hüviyyet ayrı şeylerdir" ve "Bir şeyin a'râzı çok ama hüviyyeti birdir!" Tıpkı buhar, sıvı, buz veyâ kar olarak değişik isimler alsa da suyun hüviyyetinin/ aslî cevherinin değişmediği gibi.
IV. Dersin Kıssadan Hissesi
* * *