Yedi Başak
Beden kabrine ezelde saçılmış
kenz-i mahfûz'a1 gâfil2 habbe3
Korur hâzineyi
avcıdan, mutî4 olur ve teslim eder sadece
ehle!5
Bir tane tohumdan
yedi farklı senâbil6 neşv-ü nemâ7 ile
eder nebât,
Arzda kadîm olmak yek gâilesi ile tedbîrlerinde eder bir ömür sebât.
Salar köklerini tutunur
kabre, göstermez varlığını olur idrâke perde,
Hakkı bâtıldan ayırd etmezse, kurtulamaz insan uyur gider bu mahbeste8
Sûret-i hak'tan
gösterir kendini her demde zordur teşhîsi, bu mühîm
Tasalluttan habersizin
zannınca dîni hâs, yolu da sırât-ı Müstakîm.
Maya aynı olduğundan
dünyâ malı ve hevâ nefse zîynet gibi görünür,
Biriktirdiği dâneler ağırlıktır,
uzanamaz semâya başak toprağa gömülür!
Dünyâya meyyâl9 beşer
olur hâzır hâdim10, yedi başağı gübre ile
besler,
Rabbi'ne ârif
olmayanlar, yıkılması gereken duvarı bizzât tahkîm eder.
Gelenek, görenek ve
vehimler olabilir mi imân umdesi, mesnedsiz rivâyet,
En yalın mânâsı ile
dindir "Yaradan'ın ve yaradılmışların hukûkuna riâyet"
Din ile diyâneti11
tefrik etmeyen kavme mûteberdir bidât, beşerîyet eder urûc,12
Geçmişte arama her
demde etraftadır, hakka muhâlif Ye'cûc ve Me'cûc!13
Ehl-i Kevn avcıya
halâskârdır seyr-u sülûk, rehberi de Kibrit-i Ahmer,14
Mücâhede etmeden
müşâhade olmaz, nefse karşı yapılır Cihâd-ı Ekber!15
Başakların dânelerini
acıya rağmen kopartıp Allah yolunda infâk edenlerde,16
Kûl ifnâ bulunca17 gerçek
zenginlik izhâr olur gönülde, budur
büyük müjde!
Kiyl-u kâl'den18 geçip ehl-i hâl olunca, göz de gönül de dünyevî nimetlere tok,
"Fe eynemâ tuvellû
fe semme Vechûllah19" hâmillerine artık "Allah
var Gam Yok!"
05.09.2007
- 1. Kenz-i mahfûz: Hıfz edilmiş, muhafaza edilmiş hâzine
- 2. Gâfil: Gaflette olan.
- 3. Habbe: Tohum
- 4. Mutî: İtaâtkâr
- 5. Ehle: Ehline, ehil olana
- 6. Senâbil: Sünbülün çoğulu, başaklar
- 7. Neşv-ü nemâ: Filizlenme, yeşerme
- 8. Mahbes: Hapishâne
- 9. Meyyâl: Meyleden
- 10. Hâdim: Hizmetkâr
- 11. Diyânet: Din bilgisi, insanların din'den anladıkları...
- 12. Urûc: Yükselme
- 13. Resmî sıralamaya göre 18. Kehf sûresi 94. âyet: Bismillahirrahmânirrahîm, Kalû yâ zel karneyni inne ye'cûce ve me'cûce müfsidûne fil erdî fe hel nec'âlü leke hârcen ala en tec'âle beynenâ ve beynehüm seddâ. - Meâli: Dediler ki: "Ey Zülkârneyn! Ye'cûc ve Me'cûc yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"
- 14. Kibrit-i Ahmer: İnsân-ı Kâmildir. O insân-ı kâmildir ki, Cenâb-ı Hakk'ın huzûruna çıkmış, velâyet mertebesini almış ve dokunduğunu altın eden bir kimsedir.
- 15. Hz. Peygamber (s.a.)'in bir hadîsine göre: "Nefse karşı savaşmak Cihâd-ı Ekber, yâni Allāh'ın indinde makbûl olan en yüce savaştır." Nefsi tahrîk eden vehmi izâle etmek ise nefse karşı savaşmak demektir.
- 16. İnfâk Etmek: Harcamak
- 17. İfnâ: Fenâ bulmak
- 18. Kiyl-u kâl: Dedikodu
- 19. Resmî sıralamaya göre 2. Bakara Sûresi 115. âyet: Bismillahirrahmânirrahîm, Ve lillâhil meşrikû vel mağribü fe eynemâ tüvellû fe semme vechûllah* innâllahe vasiûn alîm. - Meâli: Doğu da, Batı da Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın vechi oradadır. Şüphesiz Allah vâsîdir, ve alîmdir.